Benim bir zamanlar bir fikrim vardı. Yazı yazmak için geniş bir alan koyulan şeylerde bir de üste tek satırlık konu girme alanı koyulur ya hani. (Mesela benim bu girdiyi yazdığım sayfa ya da e-postalar gibi.) İşte o konu girme alanının altta olması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü insan genelde başta konuyu özetleyecek şeyi bulamıyor, ya da yazdıktan sonra konu hiç beklemediği yerlere geliyor. (Biliyorum, tüm genellemeler yanlıştır, ayrıca bu çok kişisel bir bakış açısı olduğu için daha da yanlış.) Zaten edebiyat derslerinde düz yazı yazarken başlığı da çoğumuz yazı bittikten sonra atmaz mıydık? Hatta ve hatta bir insan sonuçta böyle yerlerde tek konu altına yazmak zorunda olmadığı için böyle bir kutu konması bile başlı başına saçma. Ya da birden fazla kutu ekleme seçeneği olabilir. Gerçi öyle olursa insan birden fazla girdi de ekleyebilir aslında. Neyse, abartmıyorum, sadece konu kutusunun aşağıda olması yeterli.
Peki buraya nereden geldim? Çünkü ilk girdide söylediğim sebeplerden biriyle, yani saçmalama isteğimi giderme amacıyla bu girdiye başladım ve üstte olduğu için yazıya başlamadan önce girdim bu başlığı. (Tekrar okuyunca gerekli gördüm, bir ara şartlamayla ilgili de bir şeyler yazmam gerek. Çünkü içinizden birilerinin "Üstte olması neyi değiştirir ki, sen de sonradan yaz," diye denyoluk ettiğini resmen duydum!) Yazının sonuna kadar ne olur bilinmez ama bir terslik çıkmazsa şu an gördüğünüz başlık en başta atılmış olmalı. Eğer bir değişiklik olursa yazının sonunda belirtirim. (Böylece de bir nevi yazıyı sonuna kadar okumanızı garanti altına almış oluyorum, bir taşla pek çok kuş...)
İşin kötü yanı saçmalama ihtiyacım, ya da bu yazının kaldırabileceği saçmalama miktarı doyuma ulaştı gibi. Ama bana bir faydası oldu, yazının sonuna dek sizi okur tutabilmek için bir yöntem öğrenmiş oldum. Mutluyum. Ne yazık ki başlığı değiştirmeyeceğim ve konuyla çok da ilgisi olmayan bir yazı oldu. Belki ilerde saçmalama üzerine bir inceleme yaparsam -ki bu, bu günlüğün varlığı kadar gerekli bir şey bence- konunun ismi bu olabilir. Ya da doğrudan "Saçmalamanın Gerekliliği" de olabilir. Evet, o daha mantıklı geldi. Ama bu ismi de kullanmanın bir yolunu bulabileceğim konusunda kendime oldukça güveniyorum.
Tam şu an aklıma geldi, ben bu kadar kağıda dolmakalemle yazıyor ve sonradan değiştiremezmiş havasında yazıyor olmama rağmen, bu girdiyi yolladıktan sonra da başlığı düzenleyebilirim? Yani bunu yolladığım zaman bir son olmayacak. Ama sizi temin ediyorum, böyle bir yola başvurup konuyu değiştirirsem altına not düşeceğim. Böylece de bu girdiye ara sıra bakmanızı garanti altına mı almış oluyorum ne? Muhteşem miyim ne? *bulutların üstüne doğru minik kanatlarını çırparak yükselir*
Çok sıkılmak. Aklına bu kelime gelmek. Acaba böyle bir günlük/alan adı alınmış mıdır diye düşünmek. Deneyecek kadar enerjisi olmak. Denemek. Olmadığını görmek. Almak. Sonra yazacak bir şeyi olmadığını idrak etmek. "Nasıl olsa bir gün işe yarar," diye düşünüp umursamamak. Bu kadar.
27 January 2009
20 January 2009
İlklerden bahsedilmeyen bir ilkim olmayacak...
Nedense salak gibi hiç hesapta yokken bir günlük açınca -aslında bunu genellemek istemiştim ama başka neyi salak gibi hesapsızca açınca bir şey yazmam gerekiyor ki?- hep "İlkler şöyledir, ilkler böyledir, bu ilk girdimde şunları şunları planladığımı açıklıyorum, vatana millete hayırlı olsun" tadında oluyordu. Hani bu gidişe bir dur demek istedim, o tür şeyler artık kabak tadı vermişti, ama bu şekilde bir itiraf daha mı iyi oldu sanki? Bilmiyorum, eğer birileri okursa onlar karar verecek artık. Ya da taa 2005'te Google Pages açıldığında yaptığım sayfa gibi pek küçük bir azınlık tarafından bilinecek, onlar da bir kere görüp belki gülecek, sonra da unutacak. Niye bu kadar olumsuzum ki?
İyi kötü bir girdi olacak kadar yazdık iç çelişki, şüphe falan derken. Daha da yazarım aslında, biliyorum, ama cidden, okunmaya engel bir yazı olacak o zaman. Hele ki tamamen, her anlamda, var olan kavramı alabildiğine karşılayacak nitelikte amaçsız bir yazı olduğu için zorlamamayı uygun görüyorum. Ama sanırım ilk girdiden günlüğün genel havası aşağı yukarı belli oldu? Buraya saçmalamalarımı yazacağım, veya saçmalayacağım zaman buraya yazacağım. (Zaten bu ismi başka türlüsü kurtarmazdı.) Ya da saçmalamak istediğimde burayı açıp yazacağım. Her neyse işte. Sizin açınızdan burayı açtığınızda göreceğiniz şey bir takım saçmalamalar olacak sonuçta. Kalın sağlıcakla!
İyi kötü bir girdi olacak kadar yazdık iç çelişki, şüphe falan derken. Daha da yazarım aslında, biliyorum, ama cidden, okunmaya engel bir yazı olacak o zaman. Hele ki tamamen, her anlamda, var olan kavramı alabildiğine karşılayacak nitelikte amaçsız bir yazı olduğu için zorlamamayı uygun görüyorum. Ama sanırım ilk girdiden günlüğün genel havası aşağı yukarı belli oldu? Buraya saçmalamalarımı yazacağım, veya saçmalayacağım zaman buraya yazacağım. (Zaten bu ismi başka türlüsü kurtarmazdı.) Ya da saçmalamak istediğimde burayı açıp yazacağım. Her neyse işte. Sizin açınızdan burayı açtığınızda göreceğiniz şey bir takım saçmalamalar olacak sonuçta. Kalın sağlıcakla!
Subscribe to:
Posts (Atom)